Türkiye

Türkiye’nin Alevi seçkinlerinden sert eleştiriler: Barış müzakerelerinde tarihsel göndermeler; yapısal ayrımcılık ve azınlıkların marjinalleşmesinin devam etmesinden duyulan endişe

Türkiye’nin Alevi seçkinlerinden sert eleştiriler: Barış müzakerelerinde tarihsel göndermeler; yapısal ayrımcılık ve azınlıkların marjinalleşmesinin devam etmesinden duyulan endişe

Abdullah Öcalan’ın Kürtler ve Türkiye hükümeti arasındaki iş birliğini Osmanlı dönemi anlaşmalarına benzeten son açıklamaları, ülkedeki Aleviler arasında büyük bir öfke ve protesto dalgasına sebep oldu.

97 önde gelen Alevi aydını ve entelektüelin yayımladığı protesto bildirisiyle desteklenen bu tepkiler, tek taraflı bir anlaşmanın oluşabileceği ve bu yirmi milyonluk büyük azınlığın dini ve vatandaşlık haklarının göz ardı edilebileceğine dair kamuoyundaki endişeleri ciddi ölçüde artırmıştır.

👉Bu konuyu derinlemesine inceleyen meslektaşımın haberini görüyoruz:👉

Barış müzakereleri ve Türkiye’nin siyasi geleceği üzerindeki spekülasyonlar, bu günlerde etnik ve dini çekişmelerin daha karmaşık boyutlarıyla karşı karşıya kalmış durumda.

Son olayda, Abdullah Öcalan’ın İmralı Cezaevi’nden Kürtler ve iktidar arasında iş birliğinin İdris-i Bitlisi ve Osmanlı Sultanı Yavuz Sultan Selim’in tarihsel ittifakına benzetilmesi, geniş çaplı bir tartışma yarattı.

Türkiye’nin Alevi toplumu, Yavuz Sultan Selim’i tarihsel hafızalarında geniş katliamların sorumlusu olarak görmekte ve bu göndermeyi kendi inanç ve kolektif duygularına doğrudan bir hakaret olarak değerlendirmektedir.

Türkiye’nin “Yeni Arayış” haber-analiz sitesi, bazı politikacıların yapısal değişim talepleri sonrasında, 97 sanatçı, akademisyen ve önemli Alevi kişiliğin güçlü bir bildiri yayımlayarak resmi özür dileyip bu tarihsel yaklaşımın düzeltilmesini talep ettiklerini belirtti. Bu adım, sonunda Demokratik Parti liderlerini geri adım atmaya ve resmi bir özür dilemeye zorladı.

Bu bağlamda, ünlü Alevi araştırmacısı ve yazar Murat Aksoy, “Yeni Arayış” analiz sitesinde yayımlanan bir makalesinde Alevilerin barış ilkesine karşı olduğu iddialarını reddederken, bu toplumun asıl kaygısının gerçek demokratikleşmenin göz ardı edilmesi ve köklü ayrımcılıkların giderilmesi olduğunu hatırlattı.

Alevilerin işe alım sınavlarındaki sistematik ayrımcılık ve inançsal yeterliklerinin reddedilmesine dikkat çeken Aksoy, Alevi ibadethanelerinin resmi olarak tanınmadığı ve tam vatandaşlık eşitliğinin sağlanmadığı sürece kalıcı barışın mümkün olmayacağını vurguladı.

Barış süreciyle ilgili gelişmeler, dini azınlıkların başlıca endişesinin, siyasi anlaşmalar kılıfı altında tek tip ve tekelci yapıların yeniden üretilmesi olduğunu göstermektedir.

Türkiye’nin “Bianet” haber-analiz sitesi, iktidar ve müzakerelere katılan grupların Alevi toplumunun sivil taleplerini ve vatandaşlık haklarını reform programlarının önceliği haline getirmedikleri sürece, bu tür girişimlerin toplumsal tabanda direnişle karşılaşacağını ve kalıcı barışa ulaşamayacağını analiz etmiştir.

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu