Imam Hasan Mucteba’nın, Muaviye ile Tarihi Ateşkes Anlaşmasının Yıl Dönümü; Beni Ümeyye’nin Anlaşma Bozuculuğuna Karşı İslam’ın Güçlenmesi ve Şia Öğretisinin Kalıcılığı İçin Akıllı Bir Tedbir

Imam Hasan Mucteba’nın, Muaviye ile Tarihi Ateşkes Anlaşmasının Yıl Dönümü; Beni Ümeyye’nin Anlaşma Bozuculuğuna Karşı İslam’ın Güçlenmesi ve Şia Öğretisinin Kalıcılığı İçin Akıllı Bir Tedbir
Hicri 41 yılında, İmam Hasan Mucteba aleyhisselam, tarihi ateşkes anlaşmasını Muaviye bin Ebu Süfyan ile imzalayarak İslam tarihinin hassas ve kriz dolu bir dönemini yönetmiştir.
Bu ateşkes zayıflıktan değil, Müslümanların kanını koruma, hak cephesini savunma ve Beni Ümeyye hükümetinin gerçek yüzünü ifşa etme noktasında akıllıca bir stratejiydi; bu da tarih boyunca üst düzey rasyonel zeka ve siyasi bilgelik örneği olarak tanınır.
İş arkadaşım bu konuda bir rapor hazırladı, birlikte göz atalım:
Yirmi beş Rebiü’l-evvel, İslam tarihinin en belirleyici anlarından birini ve ikinci Müslüman imamı, İmam Hasan Mucteba aleyhisselamın eşsiz hikmetini hatırlatmaktadır.
Hicri 41 yılında, karmaşık siyasi koşullar, bazı komutanların ihaneti ve askeri güçlerin zayıflığı, İslam toplumu bir yıkıcı savaşın eşiğine ve hak cephesinin tamamen yok oluşuna sürüklemek üzereydi.
Bu süreçte, İmam Hasan Mucteba aleyhisselam, İslam ümmetinin yüksek menfaatleri gereği sabırlı bir idarecilikle Muaviye ile ateşkes anlaşmasını kabul etti ki bu, İslam’ın yeni filizlenmiş ağacını ve Âl-i Muhammed’in şialarını imha tehlikesinden korusun.
Bu anlaşmanın şartları, İmam Hasan Mucteba aleyhisselamın siyasi dehasını ve Ümeyye hükümetinin meşruiyetini reddetmenin açık delilleriydi.
Anlaşma koşullarına göre, Muaviye, Allah’ın kitabı ve Allah’ın Peygamberi’nin sünnetine göre hareket etme, Emirü’l-Müminin Hz. Ali aleyhisselama hakaret ve küfürden kaçınma, şia ve Ehl-i Beyt yandaşlarının can, mal güvenliğini sağlama ve Cemel ve Sıffin savaşlarının şehit ailelerine bir milyon dirhem dağıtma taahhüdünde bulunmuştur.
Ayrıca, Muaviye’nin kendi yerine bir halef seçmemesi ve ölümünden sonra hilafeti devretmemesi ve İmam Hasan Mucteba aleyhisselamın Muaviye’yi “Emirü’l-Müminin” olarak adlandırmaması bu ateşkesin diğer önemli maddeleri arasında yer almıştır.
Allah’ın elçisi olan Peygamber’in torunu aleyhisselamın bu ateşkesin şartlarını kabul etmesinin asıl amacı, gereksiz kan dökülmesini önlemek, Beni Ümeyye’nin zalim niteliğini açığa çıkarmak ve Şii toplumunun varlığını korumaktı; zira o dengesiz koşullarda savaşın devam etmesi, hak talep edenlerin tamamen silinmesine yol açacaktı.
Ne var ki, Muaviye iktidarı ele geçirir geçirmez, bu anlaşmanın tüm maddelerini çiğnemiş ve açık bir şekilde anlaşmayı bozmuştur; bu hareket, kamuoyunda hükümetinin iddia edilen meşruiyetini sonsuza dek sarsmıştır.
İmam Hasan Mucteba aleyhisselamın ateşkesi bir geri adım değil, İslami öz değerlerin stratejik olarak yeniden canlandırılmasıydı.
Bu bilgece adım, Şii öğretilerin sürekliliğini ve nihayetinde Kerbela’daki Hz. Seyyidüşşüheda aleyhisselamın tarihi kıyamını hazırlar ve cesaretin bazen sabırda ve İslami toplumun korunmasında tezahür ettiğini gösterir.




