29 Zilhicce; Ciğer Yiyen Kadın Hinde’nin ‘’Hind Cigarhuvar”ın Ölüm Yıldönümü; Ehl-i Beyt’e Karşı Beni Ümeyye’nin Tarihi Düşmanlığı’nın Kökenleri

29 Zilhicce; Ciğer Yiyen Kadın Hinde’nin ‘’Hind Cigarhuvar”ın Ölüm Yıldönümü; Ehl-i Beyt’e Karşı Beni Ümeyye’nin Tarihi Düşmanlığı’nın Kökenleri
Hicri 13 yılı, 29 Zilhicce, Muaviye bin Ebi Süfyan’ın annesi, “Hind Cigarhuvar” olarak bilinen Hind bint Utbe’nin ölümünü hatırlatır.
Uhud Savaşı’ndaki vahşeti ve Hz. Hamza Seyyidu’ş-Şüheda’nın naaşına eziyet etmesi, onun İslam öncesi cahiliye dönemi düşmanlığının Peygamberimiz Hz. Muhammed’e olan risaletine karşı derin bir nefretin sembolü haline gelmiştir.
Hind’in hayatı ve Beni Ümeyye ailesi üzerine yapılacak inceleme, bu lanetli soy ağacının Ehl-i Beyt’e olan düşmanlığının tarihsel ve inançsal köklerini anlamanın anahtarıdır.
👈Konuya dair meslektaşımın hazırladığı rapor:👉
Ümeyye ailesinin siyasi geçmişini ele almadan önce, bu aile liderlerinin cahiliye dönemindeki ahlaki skandallarını yeniden okumak, şok edici gerçekleri gün yüzüne çıkaracaktır.
Hind bint Utbe, Mekke’de fahişelik yapan ve ahlaksızlığıyla tanınan kadınlar arasında yer almaktaydı.
İslam tarihinin güvenilir metinleri, onun çok sayıda ilişkisi nedeniyle Muaviye’nin doğumunun ardından, gerçek babasının kim olduğu konusunda, dört Mekke erkeği arasında ciddi bir anlaşmazlık olduğunu açıkça belirtir. Ancak sonunda siyasi sebeplerle, Muaviye’yi Ebu Süfyan’ın oğlu ilan ettiler.
Kerbela gibi trajedilerin sebebini daha iyi anlamak için, Beni Ümeyye’nin İslam’ın ilk dönemlerindeki karanlık dosyalarını yeniden okumak gerekmektedir.
Hind, Ebu Süfyan’ın eşi ve Muaviye’nin annesi olarak, Mekke’de Peygamber Efendimiz’in en azılı düşmanlarından biri idi.
Babasının (Utbe), amcasının (Şeybe) ve kardeşinin (Velid) Bedir Savaşı’nda Hz. Ali ve Hz. Hamza tarafından öldürülmesinin ardından, içinde derin ve intikam dolu bir kin gelişti.
İslam tarihinin güvenilir kaynaklarına göre, Hind, Uhud Savaşı’nda kölesi Vahşi’yi, Hz. Hamza’yı şehit etmesi için tuttu ve ardından çılgınca bir eylemle, onun göğsünü yararak ciğerini ısırdı; canavarca bir davranış sergileyerek ismine ebedi bir leke sürdü.
Beni Ümeyye’nin Ehl-i Beyt’e olan düşmanlığı sadece siyasi güç mücadelesi değildi; aynı zamanda Bedir ve Uhud’daki kinlerinden kaynaklanan derin bir inanç çatışmasıydı.
Mekke’nin fethinden önce İslam’ı ve Hz. Peygamber’i yok etmek için hiçbir fırsatı kaçırmayan Beni Ümeyye, zorunlu teslimiyetin ardından şeklen Müslüman oldular ve “Tulekā” (Peygamber’in serbest bıraktığı kimseler) diye anıldılar, ancak kalplerinde nifakı canlı tuttular.
Bu ailenin kalıtımsal psikolojisi, Hind Cigarhuvar ve Ebu Süfyan’ın derin kinlerinin doğrudan oğulları Muaviye’ye ve daha sonra torunları Yezid’e geçtiğini gösterir.
Hz. Ali Nehcü’l-Belağa’da defalarca bu kalıtımsal nifaka dikkat çeker ve “Onlar Müslüman olmadılar, teslim oldular ve küfürlerini gizlediler.” buyururlar.
Hind’in Yaptığı Ümeyye hükümetinde eski câhilî kinlerin yeniden üretilmesinin başlangıcı oldu ki Hz. Hüseyin Seyyidu’ş-Şüheda’nın Aşura günü öldürülmesi, onların neneleri Hind’in Uhud’daki cinayetinin bir devamıydı.
Bu kötü kadın nihayet hicri 13 yılı, 29 Zilhicce’de öldü ve utanç dolu yaşamının dosyası kapandı.




