Hz. Fatıma Masume’nin (sa) doğum yıl dönümü

Zilkade ayının ilk günü, Hz. Fatıma Masume’nin (sa) doğum yıl dönümü
Tarihi belgeler ve rivayetlere göre, Hz. Fatıma Masume (sa) hicri 173 yılının Zilkade ayının birinci günü doğmuştur. Kardeşi, İmam Rıza (as), ona “Masume” lakabını verirken, dedesi İmam Cafer Sadık (as) doğumundan önce ona “Kerime-i Ehl-i Beyt” lakabını layık görmüştür.
Onun türbesi, kutsal Kum şehrinde, her yıl milyonlarca ziyaretçi ağırlamaktadır.
👈Meslektaşım, raporunda, bu büyük şahsiyetin hayatına kısaca değindi, şimdi birlikte inceleyeceğiz:👉
Hz. Fatıma Masume (sa), Hz. Musa b. Cafer’in (as) değerli kızı, miladi 790 yılında, Hicri 173 yılı Zilkade ayının ilk gününde, Medine-i Münevvere’de dünyaya gelmiştir; bu doğum, İmam Rıza’nın (as) doğumundan 25 yıl sonrasına denk gelir.
Hz. Masume ve İmam Rıza, her ikisi de Mağrip’ten göç etmiş Necme Hatun adlı pak bir annenin kucağında büyümüş ve yetişmişlerdir.
Bu şartların yanında, yüce babaları, Harun Reşid döneminde sürekli hapiste bulunuyordu ve Hz. Masume henüz on yaşındayken orada şehit olmuşlardır. Bu olayın ardından, Hz. Masume ağabeyleri İmam Rıza’nın gözetiminde kalmıştır.
Hz. Fatıma olarak anılmış ve ek olarak Masume ve Kerime-i Ehl-i Beyt’in yanı sıra, diğer lakapları arasında Tahire, Hamide, Berre, Reşide, Takiyye, Rızıyye, Merdıyye, Sıddikeyi, Muhaddis, ve Abide yer alır.
İmam Rıza’ya (as) atfedilen bir rivayet şöyledir: “Men zâre-l Masûme bi-Kum ke-men zârenî” yani “Kim Kum’da Hz. Masume’yi ziyaret ederse, sanki beni ziyaret etmiş gibi olur.”
O yüce şahsiyetin manevi makamı öyle bir seviyededir ki, İmam Rıza (as) tarafından ifade edilen meşhur ziyaret duasının bir bölümünde, “Yâ Fatıma’! Eşfî li fi’l-cenneti, fe inne leke ‘inde’llahi şe’nen min eş-şani” (Ey Fatıma! Beni cennette şefaat et; çünkü Allah katında yüce bir makamın var) ifadesini okuyoruz.
Hz. Masume (sa), tıpkı annesi Hz. Fatıma Zehra (sa) gibi ilim ve hadis yönünden “Âlime” ve “Muhaddis” idi. Nasıl ki Hz. Fatıma Zehra (sa) sağlam ve mantıklı delillerle İmam Ali’nin (as) velayetini savunmaktaydı, Hz. Masume (sa) da aynı şekildeydi.




