İslam Dünyası

22 Muharrem, Emirü’l-Müminin Hz. Ali bin Ebi Talib’in (a.s.) Sıffin Topraklarına Girişi ve İkiyüzlülüğe Karşı Aydınlatma Stratejisinin Başlangıcı

22 Muharrem, Emirü’l-Müminin Hz. Ali bin Ebi Talib’in (a.s.) Sıffin Topraklarına Girişi ve İkiyüzlülüğe Karşı Aydınlatma Stratejisinin Başlangıcı

Hicri 37 yılının 22 Muharrem günü, Emirü’l-Müminin Hz. Ali bin Ebi Talib’in (a.s.) askeri kervanı, Kufe’den uzun bir yolculuğun ardından “Sıffin” topraklarına ulaştı.

Bu olay, İslam tarihinin en hassas olaylarının başlangıcı olmuş ve İslam dünyasının güçlü lideri, Şam valisinin isyanı ve aşırı talepleri karşısında, savaş ve kan dökmeden ziyade rehberlik, aydınlatma ve delilerle ikna etme yolunu tercih etmiştir.

👈Meslektaşımın bu konuda hazırladığı raporu birlikte inceleyelim:👉

Cemel Vakası’nın sona ermesinden sonra, Emirü’l-Müminin Hz. Ali bin Ebi Talib (a.s.), Batı sınırlarını daha yakından gözlemlemek ve Şam’daki kargaşalara karşı koymak amacıyla İslam hilafetinin merkezini Kufe’ye taşıdı.

Muaviye bin Ebu Süfyan, azledilme emrine açıkça karşı çıkarak ve Osman’ın intikamını bahane ederek İslam toplumunu bölünmenin eşiğine getirdi.

Emirü’l-Müminin Hz. Ali bin Ebi Talib (a.s.), aylardır süren yazışmalardan ve çeşitli elçilerin gönderilmesinden sonra, Şam’ın bu tavrından vazgeçmeyeceğine kanaat getirdiğinde, ümmetin birliğini korumak için bu fitneye karşı genel bir mücadele emri verdi.

Emirü’l-Müminin’in (a.s.) ordusu, Medain ve Anbar’dan geçerek 22 Muharrem günü Fırat Nehri’nin batısındaki Sıffin Ovası’na ulaştı.

Emirü’l-Müminin’in (a.s.) askeri stratejisinde dikkat çeken husus, bu ve sonraki günlerde iyice belirginleşen, “barış ve rehberlik” ilkesinin “savaş ve zafer”e olan mutlak üstünlüğüydü.

Şam ordusu, Emirü’l-Müminin’in (a.s.) gelişinden önce Fırat Nehri’ni kapamış ve savaşı başlatmış olmasına rağmen, Emir, nehrin kontrolünü ele aldığında suyu düşmana serbest bırakmış ve komutanlarına, karşı taraf silaha sarılmadıkça savaşı başlatmamaları talimatını vermiştir.

Emirü’l-Müminin (a.s.), haram aylardan biri olan Muharrem ayının kutsallığını korumuş ve bu süreyi diplomatik diyalogları devam ettirmek için kullanmıştır.

Bu süre zarfında Emirü’l-Müminin (a.s.), ordusunun içinde yaptığı aydınlatıcı konuşmalarla nifakın doğasını ve adil bir yönetimin prensiplerini açıklayarak hak arayanlar için hiçbir belirsizliğin kalmamasını sağlamıştır.

Bu deliller sunma dönemi, Muharrem’in sonuna kadar devam etmiştir; ancak Emevilerin inatçılığı ve hırsı, Safer ayının başlamasıyla İslam ordusuna kaçınılmaz bir savaşı dayatmıştır.

Bu günün anılması, Ali’nin öğretilerinin hak, ahlak ve savaştan kaçınma ekseninde sonsuz ısrarını hatırlatmaktadır.

Aslında Sıffin ovası, kılıçların karşılaştığı bir yer olmaktan çok, Ali’nin öğretilerine dayanan ilahi hükümet ile maddi temellere dayalı hilekar siyaset arasındaki temel farkın tecellisi olmuş ve tarihin sonsuza dek hak ile batıl arasındaki sınırı açıkça görmesine olanak sağlamıştır.

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu