Tahran, bölgesel gerginlikler nedeniyle tarihi yapılar konusunda rekor kırıyor; İran’da 120’den fazla müze ve kültürel yapı hedef alındı.

Tahran, bölgesel gerginlikler nedeniyle tarihi yapılar konusunda rekor kırıyor; İran’da 120’den fazla müze ve kültürel yapı hedef alındı.
Raporda, askeri saldırıların ardından İran’ın kültürel mirasına yönelik zararların arttığı belirtilmektedir.
Bu durum, ülkenin çeşitli yerlerindeki birçok müze ve tarihi yapının ciddi şekilde zarar gördüğünü gösteriyor ve tarihi ve kültürel kimliğin korunmasına dair endişeleri artırıyor.
👈Meslektaşım bu konuyu ele alan bir rapor hazırladı, birlikte izleyelim:👉
İran topraklarına yönelik askeri saldırıların devam etmesiyle, bu ülkenin kültürel ve tarihi altyapılarına verilen zararların yeni boyutları ortaya çıktı.
İncelemeler, bu saldırıların yalnızca hayati tesisleri değil, kültürel miras ve tarihi eserleri de doğrudan etkileyip, onlara önemli zararlar verdiğini gösteriyor.
Euronews tarafından yayınlanan rapora göre, Tahran Şehir Konseyi Kültürel Miras Komitesi Başkanı, bu saldırılar başladığından beri ülkenin çeşitli eyaletlerinde en az 120 müze, tarihi bina ve kültürel sit alanının zarar gördüğünü belirtti.
Onun açıklamalarına göre, bu eserler bazı durumlarda doğrudan hedef alınarak ciddi yapısal hasar görmüş.
Rapora göre, zarar gören yapılar arasında ülkenin en belirgin tarihi eserlerinden oluşan bir koleksiyon yer alıyor; UNESCO Dünya Mirası Listesi’nde yer alan Golestan Sarayı da bunlar arasında.
Ayrıca Teymurtaj Evi (Savaş Üniversitesi Müzesi), eski Ulusal Meclis binası, Murabba Sarayı, Saadabad Kompleksi ve İran’ın tarihi kimliğinin bir parçasını oluşturan diğer bazı kültürel ve sanatsal merkezler de bulunuyor.
Raporun devamında, Tahran eyaletinin 50’den fazla hasar görmüş eseri ile bu zararlardan en fazla payı aldığı belirtiliyor.
Bu durum, kalabalık ve merkezi bölgelerdeki tarihi eserlerin güvenliği konusunda endişeleri artırıyor.
Bu bağlamda, bazı kültürel kurumlar ve tarihi miras alanındaki aktivistler, uluslararası camianın bu zararlar karşısındaki sessizliğinin, benzer olayların diğer ülkelerde de tekrarlanmasına zemin hazırlayabileceğini vurgulamaktadır.
Bahsedilen kurumlar ve aktivistler, UNESCO gibi kurumların saha değerlendirmesi yapması, zararların belgelenmesi ve bu eylemlerin hukuki takibi için ciddi bir adım atmasını talep ediyorlar ve kültürel mirasın korunmasının yalnızca bir ulusal mesele olmadığını, aynı zamanda insanlığın tarih ve kimliği karşısında küresel bir sorumluluk olduğunu düşünüyorlar.
Kültürel uzmanlar, bu tür bir sürecin devam etmesinin, milletlerin tarihi hafızasının bir kısmının yok olmasına yol açabileceği ve savaş koşullarında kültürel mirasın korunmasına uluslararası kurumların daha ciddi şekilde dikkat etmesi gerektiği konusunda uyarıyorlar.




