İslâm Tarihinde Dönüm Noktası: Hz. Peygamber’in (s.a.a) Sevr Mağarasından Medine’ye Hicreti

İslâm Tarihinde Dönüm Noktası: Hz. Peygamber’in (s.a.a) Sevr Mağarasından Medine’ye Hicreti
Hz. Peygamber’in (s.a.a) hicreti, İslâm tarihinin dönüm noktalarından biridir.
Sadık dostların Akabe Biatı ile başlayan, ilâhi bir plan, gizemli yardımlar ve düşmanların maskelerinin düşmesiyle beraber, İslâm’ın yayılması için yeni bir yol açıldı.
Hicri takvime göre 1. yılın Rebiul-Evvel ayının dördüne denk gelen gün, Hz. Peygamber’in (s.a.a) Sevr Mağarasından çıkışı ve Medine’ye doğru hareket edişinin yıl dönümüdür.
👈🏻Arkadaşımızın bu konu hakkındaki haberini inceleyelim.👉🏻
Resulullah’ın (s.a.a) Medine’ye hicreti, İkinci Akabe Biatı’ndan sonra başladı.
Orada Hazrec kabilesinden bir grup, Hz. Peygamber (s.a.a) ile biat etti ve şirk koşmamaya, hırsızlık yapmamaya, çocuklarını öldürmemeye, iftirada bulunmamaya ve iyilik yolunda itaatsizlik etmemeye söz verdiler.
İslam’ın detaylı tarih kitabının 67. sayfasında ve es-Siretü’n-Nebeviyye’nin ikinci cildinin 52. sayfasında, Hz. Peygamber’in (s.a.a) Hazreclilere şöyle buyurduğu kaydedilmektedir: “Bu ahde sadık kalırsanız, cennet sizin yeriniz olacaktır.” Bu biat büyük hicretin yolunu açtı.
Kureyş ise bu hareketi engellemek için Hz. Peygamber’i (s.a.a) öldürme kararı aldı.
Kur’an-ı Kerim, Enfal Suresi 30. ayette bu durumu şöyle ifade eder:
“Vaktiyle inkâr edenler seni ya hapsedecek veya öldürecek ya da (Mekke’den) çıkaracaklardı. Onlar düzen kurmuşlardı; Allah da bir düzen kurmuştu. Allah hile yapanların en hayırlısıdır.”
Rebiul-Evvel’in ilk gecesinde, Hz. Peygamber (s.a.a) Mekke’den çıkıp Sevr Mağarasına yöneldi.
Rivayet edilir ki Ebu Bekir de o gece Hz. Peygamber ile birlikte olmuş, ancak bu birlikteliğin başlangıcı kaynaklarda net değildir. Bazıları Hz. Peygamber’in onu yolda gördüğünü, bazıları da Hz. Ali’nin Ebu Bekir’i bu yola sevk ettiğini söyler. Bu belirsizlik, Ebu Bekir’in bu beraberlikteki konumunu sorgulanabilir kılar.
Ebu Bekir, yol boyunca korku ve endişe içindeydi. Birçok kez müşriklerin onları bulacağından dolayı korkmuş ve Hz. Peygamber’in (s.a.a) yerini ifşa etme kararı almıştı. Onun titremesi ve korkusu, Hz. Peygamber’i (s.a.a) ona teselli edici sözler söylemeye zorladı, bu anlarda Tevbe Suresi 40. ayet de bu korkusuna atıfta bulunur:
“Üzülme; Allah bizimle beraberdir.”
Bu ayet, Ebu Bekir’in korku ve endişe içinde olduğunu ve Hz. Peygamber’in (s.a.a) ilahi bir güvenle onu sakinleştirdiğini açıkça gösterir.
Bu esnada Allah’ın gücünün işaretleri belirdi; Allah’ın emriyle bir örümcek mağaranın girişine kalın ağlar ördü ve yabani güvercinler mağaranın eşiğine yumurta bıraktı.
Müşrikler, Hz. Peygamber’in (s.a.a) izlerini mağara yakınlarına kadar takip ettiklerinde bu manzarayı görünce geri döndüler ve kötü planları suya düştü.
Mağarada üç gün geçtikten sonra, dördüncü gece Hz. Ali, develeri ve rehberi Hz. Peygamber’e gönderdi.
Hz. Peygamber (s.a.a), ilahi bir huzur ve umutla Medine yolunu tuttu. Bu, yeni bir medeniyetin kapılarını aralayan ve tevhidin tarihine yeni bir sayfa ekleyen bir yolculuktu. Halbuki, korkak yoldaşı hâlâ korku ve endişe içinde dolanmaktaydı.
Hz. Peygamber’in hicreti, ilahi bir planın, Hz. Ali’nin sadakatinin ve Ebu Bekir’in korku ve zayıflığının bir göstergesi oldu.
Fakat Resulullah (s.a.a) ilahi görevi doğrultusunda emin adımlarla yürüyerek İslam ümmetinin ve Muhammedî adalet devletinin temelini attı.