Dünya Çapında Uyarı; Su, 21. Yüzyıl Savaşlarının Kıvılcımı Olma Eşiğinde

Dünya Çapında Uyarı; Su, 21. Yüzyıl Savaşlarının Kıvılcımı Olma Eşiğinde
Uluslararası kuruluşlar, dünya genelinde su kıtlığının hızla bir güvenlik krizine dönüşmek üzere olduğuna dair uyarılarda bulunuyorlar.
Bu kriz, hükümetleri çökertme, kitlesel göç dalgaları yaratma ve hatta uluslararası savaşlara yol açma potansiyeline sahip.
👈🏻Arkadaşımızın bu konu hakkındaki raporunu inceleyelim.👉🏻
Günümüz dünyası, birçok uzmanın petrol tehdidinden ve hatta geçmiş savaşlardan daha ciddi gördüğü bir krizle karşı karşıya: Su krizi.
UNESCO ve Birleşmiş Milletler Su Komisyonu gibi uluslararası kuruluşlar, dünyadaki nüfusun yarısından fazlasının şu anda ciddi su kıtlığı yaşadığını ve bu durumun giderek kötüleştiğini belirtiyorlar.
1995 yılında Dünya Bankası’nın dönemin başkan yardımcısı İsmail Serageldin’in öngörüsü, bugün her zamankinden daha fazla gerçekle buluşuyor.
Serageldin, “21. yüzyıl savaşları su yüzünden olacak, petrol değil” demişti.
30 yıl sonra, 2025 Mayıs ayında Mercy Corps’un raporu, bu uyarının bugün acı bir gerçek haline geldiğini doğruluyor.
Bu rapora göre, Afganistan’ın başkenti Kabil, 2030 yılına kadar yer altı su kaynaklarını kaybeden dünyanın ilk büyük şehri olabilir. Bu durum milyonlarca insanı göçe zorlayabilir ve ülkeyi eşi görülmemiş bir krize sürükleyebilir.
UNESCO’nun 2025 raporuna göre, dünya genelinde yaklaşık 4 milyar insan yıl boyunca ciddi su kıtlığıyla karşı karşıya kalmaktadır.
Birleşmiş Milletler Su Komisyonu ise 2015 ile 2021 yılları arasında küresel su kullanımının yaklaşık 93 milyar metreküp arttığını ve su rezervlerinin tükenme oranının yüzde 2,8’e ulaştığını belirtmiştir.
Bu rakamlar, su krizinin hızla bir güvenlik tehdidine dönüştüğünü gösteriyor.
Ortadoğu, bu krizin merkezinde yer alıyor.
Birleşmiş Milletler Su Komisyonu’na göre, Kuveyt, Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri gibi bazı ülkelerde yenilenebilir su kaynaklarının yüzde 80’inden fazlası tüketilmektedir.
Buna karşılık, Afrika ve Latin Amerika’da su yüzünden kanlı çatışmalar artıyor. Sadece Afrika’nın Sahel bölgesinde son beş yıl içinde çiftçiler ve hayvancılar arasında su kaynakları yüzünden 450’den fazla çatışma meydana gelmiştir.
Meselenin daha tehlikeli boyutu, “suyun askeri olarak kullanılması”dır.
Pasifik Enstitüsü, suyun savaş silahı olarak kullanılmasının 2000 yılından bu yana yüzde 500 oranında arttığını rapor ediyor.
Bunun bariz bir örneği, İsrail’in Gazze ve Batı Şeria’daki insanların su erişimini defalarca kesmiş olmasıdır. Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Yüksek Komiserliği bu durumu “suç teşkil edici” olarak nitelendirmiştir.
Ayrıca Irak’ta 2016 yılında petrol boru hatlarının patlaması Dicle Nehri’nin kirlenmesine neden olmuş, milyonlarca insanı krize sokmuştur.
Tüm bu tehditlere rağmen işbirliğinin su savaşlarını engellemenin bir yolu olabileceğini göstermektedir.
Bugüne kadar 3600’den fazla su anlaşması ve 120 bölgesel kuruluş, ortak su kaynaklarının yönetimi için kurulmuştur.
Yine de, iklim değişikliği ve geniş çaplı kuraklıklar, şu soruyu yanıtsız bırakmaya devam ediyor: 21. yüzyıl büyük su savaşlarına tanık olacak mı?