Ramazan Ayı’nın Ortası İmam Hasan Mücteba (a.s)’ın Mübarek Doğumu

İmam Hasan Mücteba (a.s), Hicri üçüncü yılın Ramazan ayının ortasında Medine’de dünyaya geldi.
Babası Emirü’l-Mü’minin Ali bin Ebi Talib (a.s) ve annesi Hazreti Zehra (s.a)’dır. Kendisi büyük babası olan Allah Resulü’ne (s.a.a) çok benziyordu.

Hicretin üçüncü yılında mübarek Ramazan ayının ortasında, Hz. Ali ve Hz. Fatime’nin (a.s) evi bir çocuğun mübarek gelişiyle aydınlandığında, çocuk Hz. Peygamber’e (s.a.a) getirildi. Hz. Peygamber (s.a.a), Müminlerin Emiri’ne (a.s) döndü ve şöyle dedi: “Ona isim verdin mi?” İmam Ali (a.s): “Ona isim vermede senden üstün olmayacağım.” diye buyurmuştur.
Allah’ın Resulu (s.a.a) şöyle buyurdu: “Ben de isimlendirmede Yüce Allah’ın önüne geçmeyi arzulamıyorum.” Bu sırada Cebrail gökten indi ve Yüce Allah tarafından onu tebrik etti. Sonra şöyle buyurdu: “Yüce Allah sana Harun’un oğluna “Şubbar” adını vermeni emretti.” Peygamber (s.a.v.) şöyle buyurdu: “Benim dilim Arapçadır.” Cebrail şöyle buyurdu: “Ona “Hasan” adını ver, Peygamber (s.a.a) de yeni doğan çocuğa “Hasan” adını verdi.
Lakabı “Ebu Muhammed” olup, Mücteba, Zeki, Seyyid, Taki, Naki, Tayyib, Veli, Berr ve Kerim-i e Ehl-i Beyt meşhur ünvanlarından bazılarıdır.
İmam Hüseyin (a.s) ile ortak lakapları şunlardır: Allah Resulü’nün torunu, Allah Resulü’nün reyhanı, Cennet gençlerinin seyyidleri, Betül (s.a)’nın gözünün nuru, âlim, mülhem-i hakk, Kaid-i halk.
İmam Hasan (a.s)’ın çocuklarından bir kısmı Kerbela’da şehit edildi.
O büyük İmam, kardeşi İmam Hüseyin (a.s.) ile birlikte, Hz. Peygamber’in (s.a.a) Necran Hıristiyanlarına karşı yaptığı mübahelede hazır bulunmuş, babalarının hilafeti döneminde ise, bütün savaş ve hayat sahnelerinde onun yoldaşı ve yardımcısı olmuşlardır.
İmam Hasan Mücteba, A’li Eba’nın beş kişisinden biri olup, hakkında Tathir, Mübahile, Zi-l kurba ve İt’am ayetleri nazil olmuş, ayrıca kendisi hakkında Kisa hadisi rivayet edilmiştir.
Allah yolunda cömertlik ve infak, İmam Hasan Müçteba’nın (a.s.) bir diğer ahlaki özelliğidir. Bu sebeple Kerim-i Ehl-i Beyt (a.s.) olarak anılmış ve hayatı boyunca birçok kez servetinin tamamını ihtiyaç sahiplerine dağıtmıştır.
İmam Hasan Mücteba (a.s), Hicri 40. yılın Ramazan ayının 21’inde, Emirü’l-Müminin’in şehadetinden sonra imamet makamına oturdu ve aynı gün kırk binden fazla kişi kendisine hilafet için biat etti.
Muaviye, İmam Hasan-ı Mücteba (a.s)’ın halifeliğini kabul etmeyi reddetti ve Irak’ta İmam Hasan-ı Mücteba’nın ordularıyla karşı karşıya geldiğinde, hile ve aldatmacalarla İmam’ın ashabını kendi tarafına çekerek onlara ateşkes teklif etti.
İslam’ın temelini korumak için İmam Hasan Mücteba (a.s.), Muaviye’nin Allah’ın Kitabı ve Hz. Peygamber’in (s.a.a) sünnetine göre hareket etmesi, kendisi için bir halef belirlememesi ve Emirü’l-Müminin’in Şiileri de dahil olmak üzere bütün insanların güvende olması şartıyla ateşkesi ve hilafetin devredilmesini kabul etti. Ancak Muaviye daha sonra bu şartların hiçbirine uymadı.
İmam Hasan Mücteba (a.s), ateşkesin ardından hicri 41 yılında Medine’ye döndü ve ömrünün sonuna kadar Medine’de ilim mercii olarak kaldı.
Muaviye, oğlu Yezid’in veliaht olması için biat etmeye karar verdiğinde, İmam Hasan Mücteba’nın karısı Cude’ye, o İmamı zehirlemesi için yüz bin dirhem gönderdi.
Rivayet olunduğuna göre İmam Hasan Mücteba (a.s), dedesi Hz. Muhammed (s.a.a)’in mübarek kabrinin yanına defnedilmesini vasiyet etmiş, ancak Aişe, Mervan b. Hakem ve bazı Emeviler buna engel olmuş, bunun üzerine naaşı Bakî’ kabristanına defnedilmiştir.